Mîm, Sin ve Simyâ
 
love, lovers, aşk, sevgili, sevgililer

Mîm, Sin ve Simyâ (Nesir Şiir)

Adım adım yok oluşa, beni çağırır mı ellerin? Karanlık sokaklarda, bir uçurumun yanıbaşında; beni çağırır mı ellerin. Sessizim. Mezârdaki ölülerden daha sessizim... Fakat ya içimdeki bu fırtına... Ya yüreğimi ezen bunca cefâ...

Daha ne kadar taşırım bilmem, gözlerinsiz nefes almayı... Nefesin olmadan yaşamayı...

Yine bir uçurumun dibinde açtım gözümü. Yine en derin şarkılar bir bıçak gibi kesti yüzümü... Artık yazmayacağım ve artık okumayacaksın. Artık yüreğimde bahar, dudaklarımda öpüşünle kokmayacaksın... Artık Tanrı'ya açmayacağım ellerimi, bir kez düşüme girmen için. Biliyorum, gözlerinin pırıltısı değilim koyu kahverengi bakan... Bunları hiç duymayacağını, bilmeyeceğini, özlenmeyeceğimi...

«Bir nefes daha al,
Bir nefes daha al kalbim.
Ölüm seni de hatırlar,
Seni de hatırlar kalbim...»
(○)

Zâhidin sulara en son sözü... Yıkılan duygulara en son sözü... Ulaşılmayan bir yıldıza en son sözü... Kays... Ellerin mi kanadı. Beni düşlerinden çağırmıştın ya... Hayır, dedi meczûbca.. Ellerim, yüreğinden kana bulandı...

Kays... Mim ve Sin'in figüranı. 'Hâli ebkem olanın melâli sorulmaz figürân'... Mim, Sin'siz; Sin, nefessiz olmaz figürân... Ne Arâf yürüyerek aşılır, ne başka çözüm öğütleri; gönlümde kavgalar, gönlümde kavgalar yarışır...

Kays, Mim'in en son hâli... Elif, tevhidin en son hâli. 'Sana Suna dedimse hep sen, Aslı dedimse hep sen, Şirin dedimse hep sen...' (○ ○) Ben, bahçendeki sessiz bülbül; dalında o utangaç gülse sen... Ölüm, bir düşün hayâli... Zaman, akreplerin en akrebi... Gözlerim, bir kızıllıktan miras koyu bir kahverengi... Fakat ne olur gülümse biraz... Ne olur gülümse biraz..

Nefesim ağır kükürt ve civadan... Ateşin ağır, ölüm ve simyâdan... Bütün ebrulara tanıdık bir sedâ gülmüş... Mecâz kırılmış; berceste vü belâ gülmüş... Özlemin ağır terk-i cândan... Çıldırmak korkusu, aşka bir ödülmüş! Et, tırnaktan ayrılırmış; bedense candan... Bedenim yaşasa, gör rûhum kaç kez ölmüş!

Gözlerin, koyu bir liman; şimdi ben gözlerinden sürgün...

Gözlerin gülsün palyaço dudaklım... Yoksa yüreğine karlar yağar; rüzgâr eser, üşürsün...

2 Kasım 2007, Adana

(○) Mehmet Akif ARDIÇ, 'Zâhid, Kanla Yazdım Sana Bu Satırları' şiirinden.
(○ ○) Sezai KARAKOÇ, 'Sürgün Ülkeden Başkentler Başkentine' şiirinden.


Mehmet Akif Ardıç






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:

 
 

10 Kasım 2007 itibariyle, toplam: 20731 ziyaretçi (29469 klik) tarafından görüntülenmiştir.

Okuduğunuz "Mîm, Sin ve Simyâ" adlı yazı veya videoya link vermek için şu linki ya da linkin altındaki kodu kullanabilirsiniz:

 
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=

Yükleniyor...

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1152 x 864 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.